30.03.2020

Yarısı Onun Hakkıdır

17.yüzyıl Osmanlı tarihçisi, Peçevili İbrahim; dalkavuklara, şaklabanlara fevkalade düşkün olan III. Murat'ı anlatırken bir fıkra nakleder: 
Maskaranın biri maharetini gösterip parasını alacağı sırada, 
Yok hünkarım! Bugün altın istemem, yüz değnek isterim, der. 
Padişah sebebini sorunca 
Hele ellisini vurdurun da o zaman sorun, der. 
Padişah emreder, maskarayı falakaya yıkarlar. 
Değnekler elli olunca "Durun!" der, maskara.
Benim bir ortağım var, ellisini de ona vurun!
Ortağının kim olduğunu sorarlar. 
Ben ne zaman gelsem Bostancı, "Seni ben çağırdım, yarısı benimdir!" diyerek paranın yarısını zorla elimden alır, bugün de değneğin yarısı onun hakkıdır!" der. 
Gülmekten katılan Padişah, maskaraya her zaman aldığı paranın iki mislini verirken Bostancıyı da elli değnek için falakaya yatırır.

İlgili Sayfa


Başka Bir Anekdot

22.03.2020

Yeni Bir Dünya

Neredeyse tüm dünyayı saran bir virüs nedeniyle zor günler geçiriyoruz. İnsanoğlu, bu virüsü de yenecek ama yaşadıklarından ders almazsa kendi kıyametine doğru hızla yol almaya devam edecek.
Betonlaştırdığımız toprak, kirlettiğimiz hava ve su, katlettiğimiz canlı türleri kısacası doğa bizden hesap soracak.

Belki de "İnsanlığın 100 yılı kaldı" diyen ünlü fizikçi Stephen Hawking haklı çıkacak. Bilim insanlarının yaşanabilecek yeni bir gezegen arama çalışmaları boşuna değil.
Uluslararası Gıda ve Kalkınma Politikaları Araştırma Enstitüsüne göre dünyada 815 milyon kişi açlıkla mücadele ediyor. 

19.03.2020

Dalkavukluğun Tarifesi

Dalkavuk
"Demokrasisi kıt olan memleketin dalkavuğu çok olurmuş." Bu söz daha önce söylenmediyse tarihe not düşüyorum, söz benimdir:)
Hemen klavyenize sarılmayın, siyasi mesajlar vermeye niyetim yok. Zaten birazdan yazıyı birkaç tatlı anekdota bağlayıp kaçacağım.
Hemen her toplum ve devirde görülebilen bu tipler, kabul edelim ki demokrasinin pek uğramadığı Doğu toplumlarında daha çok görülüyor.
Birinci Dünya Savaşı'nda 4.Ordu Komutanı Cemal Paşa'nın emir subayı olarak Kudüs ve Suriye'de bulunan ünlü yazar Falih Rıfkı Atay, o dönem yaşadıklarını ve gözlemlerini Zeytindağı adlı kitabında anlatır. İşte o kitaptan bir bölüm:

19.02.2020

Blog Ödevi

11.sınıf öğrencilerimden, bir blog açıp burada düzenli olarak yazı yazmalarını istedim. Bir kısmı bu ödevi heyecanla karşılarken bir kısmı da ödevden memnun kalmadı. 
Kabul etmeliyiz ki toplum olarak okuyup yazmaya pek meraklı değiliz. Hatta bu tür işler için pek sabrımız da yok.
Bu yazıyı onları yüreklendirmek için yazıyorum. "Siz de yazabilirsiniz. Yeter ki biraz emek verin, sabredin ve samimi olun." demek istiyorum. 

11.02.2020

Otizm Bize Ne Öğretti?

Not: Aşağıdaki yazı, kendime uyguladığım bir terapi yöntemidir, ciddiye almayınız.

Otizmli bir çocuğa sahip olmanın hep zorluklarından bahsedilir. Doğrudur da zordur gerçekten. Peki, otizmli bir çocuğun anne-babası olmak bize neler katıyor, bence bunları da konuşmak lazım.

1.02.2020

Taraf Olmak

Bu yazıyı okuyanların bir kısmı "çok safsın hocam" diyecek ama olsun.
"Taraf olmayan bertaraf olur." diye bir laf var ya işte ben o bertaraf olanlardanım.
En azından bu aralar öyle hissediyorum.
Taraf olmayı pek beceremiyorum.
Aklıma Sezen Aksu'nun şarkısı geliyor, hemen:
"Beni kategorize etme
Benle oynama
Yaftayı yapıştırıp
Bana isim koyma
Karikatürleştirme beni

(Bu arada şarkının söz ve müziği Bülent Ortaçgil'e aitmiş.)

31.01.2020

Çocukluğum

1973'te İzmit'te doğmuşum.
Çıkmaz sokakta bir müstakil evde.
O sokak bir yerlere çıkıyor şimdi, ev de yerinde yok zaten.
Fotoğraftakiler ablamla annem. 
İkisi de hayatta değil.
70'li yıllardan aklımda pek bir şey yok aslında.
Üzerine şeker ekilmiş yağlı ekmeği yediğim demir parmaklıklı pencere kenarı,
Beyaz yakalı siyah önlüğüm,

Yakamı düğümleyen annemin çamaşır suyu kokan elleri, 
Ortasından tren geçen bir şehir ve her tren geçtiğinde pencereye koşup vagonları sayan bir çocuk,
Yer sofrası, kömür sobası ve üzerindeki güğüm,
Kızarmış ekmek ve biber kokusu,
Radyoda haftanın çocuk şarkısı:
"Bir dünya bırakın biz çocuklara
Islanmış olmasın göz yaşlarıyla
"

22.01.2020

Mutluluğa Dair Değildir!

"Evim Evim Güzel Evim"
Dianne Dengel
"Gelin...gelin..
Size mutluluğun sırrını vereceğim."
şeklinde bir giriş çok havalı olurdu ama...
Yok yapamam...
Umut tacirliği yapmayım şimdi durup dururken.

Yeterince maruz kalıyoruz buna.
Mutluluk, dediğimiz zaten sürekli bir şey de değil.
Etrafınızda 7/24 mutlu mutlu gezen bir insan çok sıkıcı olurdu herhalde.

Trajedi ile komedinin harman olduğu bir hayat yaşıyoruz, bu güzelim topraklarda.
Hem biz Doğuluyuz. 
(Burası da biraz karışık ya! Doğu'ya göre Batılı, Batılı toplumlara göre Doğulu hatta Orta Doğulu.)

18.01.2020

Kadın Olmak

Bizde kadın olmak zor.
Erkek olmanın bize verdiği yetkiye(!) dayanarak her şeylerine karışıp ahkâm kesebiliyoruz.
Rolümüz ne olursa olsun fark etmiyor.

Eski milletvekili, belediye başkanı, ilkokul müdürü, yan komşu... 
Kahvede, evde konuşulsa bir derece; twitter'dan falan kesiliyor ahkâmlar...
Ne zaman dışarı çıkabileceği,
Nasıl giyinmesi gerektiği,
Ne kadar gülebileceği,

Nasıl okuması gerektiği,
Nasıl spor yapabileceği,
Kaç yaşında evlenmesi gerektiği...

Konuşuyoruz da konuşuyoruz...
Listeyi uzatmak mümkün...

13.01.2020

Medyum Şair

Hiç ruh çağırma seansına katıldınız mı?
Cevabınız hayır da olsa sanırım hepinizin gözünde yandaki fotoğrafa benzer bir sahne canlanmıştır. 
"Ey ruh buradaysan masaya üç defa vur!" falan...
Yazının konusu da tam bu işte: ruh çağırma.
Ruh çağıran kişi (ya da aynı ruh onu düzenli olarak ziyaret etmiş mi demek lazım, bilemedim) ünlü bir şair ve devlet adamı olunca işin rengi biraz değişiyor tabii. 
Şairin adını yazının sonuna kadar saklamaya kalkmayacağım.